pencere / merhaba

Önceleri yazmışım, 5 yıldan önceleri...FEK

İnsan, başlangıçtan beri soru sorarak ilerleyen bir organizma. Yazının bulunuşundan aydınlanma devrimine, Amerika’nın keşfinden görelilik yasasına uzanan sonsuz zaman diliminde sorduğu sorularla üretkenliği yakalayan bir canlı. Geleceğe giden yolda ona yön verecek olan da sorduğu sorular, karşısına çıkacak olanlarsa aldığı cevaplar...

Başdöndürücü bir hızla evrilen bugünün dünyasında insan, sorduğu soruların yanıtlarının birer "pencere" olduğunun farkındalığı ölçüsünde özgürdür. Çünkü aldığı her yanıt yeni bir sorunun başlangıcıdır ve sorduğu her soru insanın "özgürleşme bilinci" kazanmasında yepyeni bir penceredir.


Dünyaya adımımı attığım andan itibaren - farkında olarak ya da ötekisi - sayısız pencere açtım. Bu sayı, bundan sonra açılacak pencerelerin yanında anlamsız kalsa da, iki tanesi ile gelecekten sıyrılacaktır sanıyorum: İlhan Selçuk ve İlhan İrem'in "pencere"leri.

İlhan Selçuk 1962 yılından beri hergün açtığı pencereleri takipçileri ile paylaşan bir bilge. Yazılarında kullandığı her harf, geçmişten geleceğe doğru işlenen bir ışığın izdüşümü olarak canlanıyor kafamda.

İlhan İrem yaptığı müzikle bir insanın sonsuz hayatına dair en güzel ipuçlarını veren saf ışığın ölmez dervişi. 1983 çıkışlı "Pencere" isimli albüm, insanın yolculuğundaki en gerçekçi gidiş gelişleri anlatması adına ölümsüzlüğü hak ediyor.

Dönüp kendi "pencere"me baktığım zaman iki "pencere" ile paralel yol aldığımı görürüm. Çünkü insan "özgürleşme bilinci"ne ulaşma yolculuğunda tek değildir. Bu yolculuğu birlikte duyumsadığım iki aydın-bilge, insanın -şu karanlık günlerde bile- (u)mutlu bir geleceğe yepyeni "pencere"ler açmasına yardımcı oluyor.

Oscar Wilde, "hepimiz bir bataklıkta yaşıyoruz, ama bazılarımız yıldızlara bakıyor." der.

Merhaba...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder