gitmesini bilmek...

05.06.2010...FEK

Çocukluğumdan beridir takip ederim siyasi gündemi: yükselen değerler, eğilimler... istifa davetiyeleri, yolsuzluk hikayeleri... Hep duyar olmuşumdur; karşı tarafı istifaya davet edeni ya da istifa edip, koltuğunu kaybedip geri döneni...

Mesela Deniz Baykal, 99 seçimlerinden sonra istifa etmişti; geri dönemeyecekti...

Çocukluğumdan beridir izlediğim, nedenine hayret ettiğim ve ilerde siyasetçi olursam içine düşmeyeceğime söz verdiğim koltuk sevdası bende de varmış sevgili okuyucu...

Nice zamandır içimdeki huzursuzluğu anlamlandırmağa çalışıyordum. Az önce adını koydum. Ben üniversite kulübümdeki idari sorumluluğumu mezun oluşum nedeniyle bıraktığımdan beridir, bu sevda içinde kıvranıyordum. İçimdeki hırs, mevcut sorumluluk sahiplerinin yaptıkları hatalar ile korkunç bir canavara dönüştü... Hukuken geri dönemezdim, ben de hukukun dışına çıktım: iyice canavarlaştım.

Kulübümüz için 3 yılda dostlarımla inşa ettiğimiz bütün güzelliklerin sinirli ve üzgün alevler içinde eriyişini, sevda sarhoşluğunda görememişim... Şimdi eriyip gidenlerden boş şekiller yapıyorum, geçmişi getireceğini umarak...

Özür dilemek ya da farkındalık somut anlamda hiçbir şeyi değiştirmiyor sevgili okuyucu. İnsan sorumluluğu üzerine almaktan kaçmamalı.

Geçtiğimiz yıl kulüpte yaşanan bütün olumsuzlukların sorumluluğunu üzerime alıyorum. Kendi sorumluluk ve yetkim dahilinde olmamasına rağmen karıştığım çoğu şey mahvoldu. Aklıselim ya da soğukkanlı olmaktansa yıkıcı oldum, benden sonrası tufandı; şimdi bu tufan içinde ağlıyorum...

Klüp için düşündüğüm(üz) son çalışmayı, antolojiyi tek başıma tamamlayıp, kendi tarafıma çekileceğim...

Sevgili okuyucu,

Bilmelisin ki hayat, dost meclisinde de, kahvede de, hükümet içinde de, sokakta caddede de aynı hayattır.

Koltuğundan kalk, yürümeğe başla ve çevrene bakın.

Senden başka güzelliklerin de olduğunu göreceksin.

Kendi koltuklarından kalkıp sana bakan güzellikler...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder