12.06.2010...FEK
Toplum ve dolayısıyla medya -tam tersi de olabilir-, dış
etkenlere bağlı ölüm vakalarını isim vermeden 3'e ayırmış. Aktif, pasif ve
doğal ölüm.
Efendim, eğer askerdeyken şehit düşerseniz, ya da size yüklenen kutsal misyon
içinde veya kıyısında köşesinde can vermişseniz aktif ölüsünüz. Haber değeriniz
var, tabutunuzun üzerinde Türk Bayrağı olabiliyor, cenazede sloganlar...
vesaire... Ölmemesi gerektiği halde ölenlerdensiniz...
Eğer trafik kazasında ya da az bilinen bir hastalıkla giderseniz, ölmese iyi
olurdu kısmında yer alıyorsunuz. Haber değeriniz düşük yoğunlukta, eğer geride
bir günlük bırakmış iseniz belki biraz daha aktif olabilirsiniz...
Eh bir de doğal ölüm var, öldü geçmiş olsun kısmında yer alıyorsunuz. Bebek
ölümleri mesela, belediye çukuruna düşenler ya da denizde boğulanlar gibi...
Şimdi Türkiye'de doğal ölüm sayısı pasif ölüm sayısından, pasif ölüm sayısı
aktif ölüm sayısından daha yüksek. Ancak aktif ölüler daha değerli oldukları
için, devlet daha fazla aktif ölü vermemek için önlem almaya çalışıyor
sanıyorum.
Devlet haklı; asker, vatan, millet, sosyalizm üzerine türlü nutuklar attım ya
da dinledim. Bebek ölümleri ya da trafik hakkında en ufak bir entellektüel
tartışma içinde bulunmadım.
Peki sevgili okuyucu sen mesela, kafandaki sosyalizm ya da liberalizm, ya da
herhangi bir şey içinde trafik sorununa yer bulabiliyor musun?
Siyasi partiler, komik duruma düşmekten korktukları için sanıyorum," Türkiye'de
trafik sorununu ortadan kaldıracağız" vaadinde bulunmuyorlar, kim oy
verir?
...
Sevgili okuyucu, bu ülkede ölmenin de bir anı ve de şanı var.
Dikkat edeceksin, devletin kazdığı çukurlara düşmeyeceksin, trafikte bir başka
şöfürün hayatına kastetmesine izin vermeyeceksin...
Öleceksen, kurşunla mayınla bombayla öleceksin...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder