Türkiye coğrafyasında sosyoekonomik koşullardan bağımsız
konulardan ikisi "kadın" ve "şiddet". Her iki sözcük de
"insan" ve "insan hakları"nın gözardı edildiği topraklarda
kendilerine düşen payı alıyorlar. Dahası, hem "kadın" hem de
"şiddet" içiçe geçiyor ve toplumsal hafızamızda tarihsel ya da
magazinsel olarak "kadına şiddet" unsurunun temelini oluşturuyorlar.
İşte bu noktada Habertürk'ün hiçbir gerekçe ile savunulamayacak aksiyonu, birikmiş ve boşalmaya hazır ikiyüzlülüğümüzün reaksiyon vermesiyle sonuçlandı. Günlük hayatımızda son derece barışçıl(!) ve insan haklarına saygılı(?) olan bizler, Habertürk'e "yahu şu güzel ortamı neden bozuyorsun?" tepkisi verdik. Sanki herhangi bir spor dalında maçı kazanınca "koyduk, siktik, soktuk" demelerimiz, şaşırınca "vay amına koyayım" diye tepki vermelerimiz, bir huyunu beğendiğimiz biri için "vay orospu çocuğuna bak, ne güzel çalıyor/söylüyor/oynuyor" güzellemelerimiz hiç ama hiç yokmuşçasına "ne habersin ne türksün" diyerek kınadık Habertürk gazetesini... Çünkü kendi algılarımız içinde çok belli: Kadına sopa, tecavüz, bıçak vs. şiddet tamam, ama kadınının cinsel kimliği üzerinden hakaret?
...
Kişinin "birey" olmaktan hızla uzaklaşıp "bencil"leştiği bir atmosferdeyiz. Yakın ya da uzak çevrelerimizde olan biten hakkında fikir üretirken / pozisyon alırken insana dair doğruları yakalamak önemli. "Sosyal bilinç"ten bu kadar uzak olan topraklarda, tamamen yanlış, vahşet dolu bir haber sunumu bizi bambaşka yerlere sürükleyebiliyor. Ben buna dikkat çekmek istedim.
Nitekim, haberin akşamında Almanya Milli Takımı bizi sürklase ederek 3-1 yendi... Maç boyunca kaç futbolcumuza kaç kere "amına koyayım" ve "orospu çocuğu" denilmiştir?
"Kadın", "şiddet" ya da "kadına
(uygulanan) şiddet" konusunda gerek çevremizde gerekse sosyal medyada pek
çok değerlendirme ve yorum yapılıyor. Bu konuda ahkam kesmenin lüzumu yok.
Ancak, bu konu öylesine cıvımaya, sulandırılmaya başladı ki -adını
koyalım- toplumsal ikiyüzlülüğümüz karşısında bir iki şey demek istiyorum.
Zaten bu konuda müthiş tespitler, kadına şiddeti engellemeye yönelik aksiyonlar
bekliyor değilim, sadece biraz daha "insanlık" bekliyorum. Hepsi
bu...
Çok geriye gitmeye gerek yok. Bir seneden az bir süre
önce Ayşe Paçalı isminde bir kadın, kocası tarafından öldürülüyor. Öğreniyoruz
ki, adam daha önceleri kadına tecavüz etmiş ve onu dövmüş; ancak
"pişmanım" dediği için serbest bırakılmış. Kadın, adamın tehditleri
nedeniyle savcılığa başvurmuş, suç duyurusunda bulunmuş, koruma istemiş,
hiçbirine sonuç alamamış.Yani ölüm bağıra bağıra gelmiş.
Yaşanan bu trajedinin özellikle medyada büyük bir yankı
bulması, sivil toplum kuruluşlarının geçmiş dönemlere göre daha yapıcı ve
aksiyonel yaklaşımları önemliydi ve zaten
katil müebbet hapis cezası aldı. Ancak yaşanan sorunun kök nedenini
ortadan kaldırmaktansa sonuçlarını ortadan kaldırmanın tercih edildiği bir
ülkede, bu konu da kendine düşen payı aldı. Konuya "Kadına şiddeti nasıl
önleyebiliriz?" gibi temel insan hakları noktasından değil de "Kadına
şiddet uygulayanı ya da bunu istismar edeni asalım mı keselim mı?" gibi
son derece yanlış bir yerden yaklaşıldı. Konuyla ilgili baştaki yapıcı atmosfer
yerine, laf kalabalıklarına ve nihayet vicdan boşalmalarına bıraktı. Bu konuda
ahkam kesmek, "kadınlarımız, bacılarımız" demek moda oldu. Ve nihayet
ikiyüzlülüğümüz, sorunun nedenini çözmektense arkadan dolanmacılığımızın
boşalacağı an geldi çattı.
Habertürk gazetesi, -ertesi
gün kışkırtmaya yönelik bilinçli yapılacağını öğreneceğiz- bir
"Kadına şiddet" haberini sürmanşetten
verdi. Sosyal medyada kıyamet koptu. Haberin içeriğinden bağımsız
olarak sunuş şekli, gündem yaratma kaygısı pek çok yerde lanetlendi. Tam da
beklediğim gibi gündem saptı, içerik unutuldu, yani cinayeti Habertürk gazetesi
işlemiş olsa bu kadar tepki almazlardı tahmin ediyorum.
İşte bu noktada Habertürk'ün hiçbir gerekçe ile savunulamayacak aksiyonu, birikmiş ve boşalmaya hazır ikiyüzlülüğümüzün reaksiyon vermesiyle sonuçlandı. Günlük hayatımızda son derece barışçıl(!) ve insan haklarına saygılı(?) olan bizler, Habertürk'e "yahu şu güzel ortamı neden bozuyorsun?" tepkisi verdik. Sanki herhangi bir spor dalında maçı kazanınca "koyduk, siktik, soktuk" demelerimiz, şaşırınca "vay amına koyayım" diye tepki vermelerimiz, bir huyunu beğendiğimiz biri için "vay orospu çocuğuna bak, ne güzel çalıyor/söylüyor/oynuyor" güzellemelerimiz hiç ama hiç yokmuşçasına "ne habersin ne türksün" diyerek kınadık Habertürk gazetesini... Çünkü kendi algılarımız içinde çok belli: Kadına sopa, tecavüz, bıçak vs. şiddet tamam, ama kadınının cinsel kimliği üzerinden hakaret?
...
Kişinin "birey" olmaktan hızla uzaklaşıp "bencil"leştiği bir atmosferdeyiz. Yakın ya da uzak çevrelerimizde olan biten hakkında fikir üretirken / pozisyon alırken insana dair doğruları yakalamak önemli. "Sosyal bilinç"ten bu kadar uzak olan topraklarda, tamamen yanlış, vahşet dolu bir haber sunumu bizi bambaşka yerlere sürükleyebiliyor. Ben buna dikkat çekmek istedim.
Nitekim, haberin akşamında Almanya Milli Takımı bizi sürklase ederek 3-1 yendi... Maç boyunca kaç futbolcumuza kaç kere "amına koyayım" ve "orospu çocuğu" denilmiştir?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder