Bize bir anadolu ananesi olarak pazarlanan uzlaşı kültürünün ne kadar palavra olduğu, gücü eline alanın zulmü yüzümüze tekrar vuruluyor.
"Nereden tutsak elde kalıyor." ve "Devenin neresi doğru ki!" arasında bir yerdeyiz ya da her ikisinin birden yaşıyoruz. Trajikomik!
Demokratik olduğunu iddia eden bir ülkenin nerdeyse bir tugay büyüklüğünde polis grubu ile gezen bir başbakanı var. Muhafız alayı eksik!
Başbakana demokratik yollarla tepki gösteren öğrenciler önce dayak yiyor, sonra evlerinden alınıyor, terörist ilan ediliyor/lince uğruyor.
Öğrencilerine -neyse ki- sahip çıkan üniversite ve akademisyenler kınanıyor, ayıplanıyor. Bilimsellikleri sorgulanıyor. Ne üretiyorlarmış!
Hadi başbakan zaten dogmatik tarikatçı, rektörün biri önce utanç verici bildirgeyi imzalıyor ve sonra metni o.kumamış pardon hay allah...
Adını geçmiş/gelecekte hiçbir makalede okuyamayacağımız üniversitelerin müteahhitten bozma rektörleri de pek muhterem beyefendiler...
Bilimsel ve özgür düşünceden zerre nasip almamış akademik yapının siyaset karşısındaki doğal olarak aczini ibret ve dehşetle izliyoruz.
Yine de umut ve heyecanla izlediklerim: Bu ülkede hala insan hakları, adalet ve bilimsel özgürlük için nefes alıp ter dökenler var!
Zamanın terazisinde aklın, matematiğin, en önemlisi insanın hür vicdanının baskın geleceğine inanmaya başladım. Karanlıklar korkuyor!
...
F.E.K: Karanlığa karşı somut direnişe cumhuriyet uyanışı gibi roller biçenler heveslenmesin. Bu direniş bilimsel ve özgür, kendine özgü..
...
...derken bir başka rektör "başbakanı beğenmezsen onun verdiği maaş alma" diyor. Eskileri asker yeşiline secde ederdi/bunlar dolar yeşiline.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder